KIRSEHiR
Start KIRSEHiR Fotoalbum Maniler

Kırşehir'in Kısa Tarihi

Kırşehir tarihi, Hititler Dönemi ile başlar. Fakat ilin adını o zaman ne olduğu henüz bilinmemektedir. İlin bir dönem, Aquae Saravenas (Akova - Saravena) adıyla (Romalıların Anadolu'ya girdiği M.(5. 2. yüzyılda) bilindiği görülüyor. önceleri Makissos (Macissus) adıyla anılan kent, imparator 1. Justinianos devrinde (527 - 565) yenirden kurulmuş ve Justinianopolis adıyla anılmaya başlanmıştır. Bazı kaynaklar, Herakliyes zamanındaki haritada Kapadokya'nın sulanma işinde Pearnasos olarak gösteriyorlar. Ayni haritada Mucur'un yerinde Niza şehri bulunuyordu. Gene Roma yönetiminde Ogüst zamanında Diyokletin zamanına kadar gözükmesine rağmen, bazı kaynaklarda bu isme rastlanmamaktadır.

Kırşehir'in Kapadokyalılar, Romalılar ve Bizanslıların ilk döneminde adını Pernessos ya da Makissos olduğu, daha sonra Bizanslılar döneminde Justiniyanpolis olduğu anlaşılmaktadır.

"Kırşehir" Selçuklular devrinde adıyla - sanıyla Gülşehir iken ne olmuşsa ona Kırşehir deyivermişler.Ama tarih , bu  şehri Gülşehir  olarak tanımış . Öyle tescil etmiş ..Birçok bilginlerin , düşünürlerin ozanların yetiştigi Ahilik denen sosyal dayanış ma ve ileri bir ekonomik örgütlenme düzeninin simgesi Ahi Evren'ín yurdu Gülşehir 'den bir gül demet..

TARİHTE KIRŞEHİR BÜYÜKLERİ :

  ( AŞIKPAŞA1272-1373) : Türbesindeki kitabeye göre, 1271 yılında doğmuş, 1373’te ölmüştür. Asıl adı Ali’dir. Eşinin adı Hacı Hatun olduğu, Elvan, Selman (Süleyman), Hasan Can, Kızılca adlarında oğulları, Melek adında kızı olduğu belgelerden anlaşılmaktadır. Dedesi Baba İlyas, Horasan’dan Anadolu’ya göç eden erenlerdendir. Babailer tarikatının kurucusudur. Kayseri’de bir müddet kadılık yapan Baba İlyas, 1227 yılında Amasya’da Hanıkâhı Şeyhi olmuş, 1258 yıiında vefat etmiştir. Mezarı Amasya’da İlyas Köyü’ndedir, Aşıkpaşa’nın babası Muhlis Paşa hakkında geniş bilgi yoktur. Selçuklu isyanı sırasında 6 ay kadar Konya tahtında oturduğu yazılmaktadır. Muhlis Paşa’nın Eskişehir’e giderek Ertuğrul Gazi ile görüştüğü, büyük iltifat gördüğü, bu görüşmede Osman Beyin’de bulunduğu, torunu Ahmet Aşık’ı Aşık Paşazade Tarihi adlı kitabında yazılıdır. Osman Bey’in kaynatası Şeyh Edebali, Kırşehir ahilerinin büyüklerindendir. .Aşıkpaşa’nın Orhan Gazi devrinin büyüklerinden olduğu, Ahmet Aşık’ın şu mısralarından anlaşılmaktadır.

Ne geyse yakışır Orhan Gazi,.

Aşıkpaşa zamanında idi gazi

 Aşıkpaşa, Süieyman Türkmani gibi devrin zahiri ve batınî ilminde olgunluğa ermiş bir kişiden feyz ve ışık alarak yetişti. Latifi’nin dediği gibi; “O kibar meşayihin zenginledindendi. Şahane itibar ve değeri, padişahane kudret ve gücü vardı.”Aşıkpaşa’nın yaşadığı devirde Fars dili, ilim ve şairler arasında çok yaygın olarak kullanılmakta iken, Garipname isimli eserini Öz Türkçe olarak yazmış, Türk ve Tacik dillerini gaflet uykusundan uyandırmak için şu süri yazmıştır:

Türk diline kimse bakmaz idi,

Türklere her giz gönül akmaz idi.

Türk dahi bilmez idi el dilleri,

İnce yolu ol ulu menzilleri.

 

Türk dilinde yeni manalar bulalar,

Türk, Tacik cümle yoldaş olalar,

Yol içinde birbirini yermiye

Dile bakıp manayi her görmiye.

 Aşıkpaşâ’nın Garipname isimli eseri 12.000 beyittir. Öz Türkçe yazılmıştır. Aşıkpaşa 3 Kasım 1333’de vefat etmiştir. Türbesi şehre hakim bir tepedir.

   CACABEY : Kırşehir emiridir. Kırşehir’e büyük hizmetler görmüş tarihi şahsiyettir. Cacabey’in babası Ceceli aşiretinin beyi Bahaddin Caca’dır. Caca Bey’in 1240 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Gençliği hakkında bilgi yoktur. Moğol istilası yıllarında Moğollar’ın dikkatini çekerek kısa zamanda büyükler arasına karışmıştır. III. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Anadolu’da pek çok hayrat yaptırmıştır. Eskişehir’den Tokat’a oradan da Kırşehir’e tayin edilmiştir.Kırşehir’e geldği zaman asi Emirhor Esededdin üzerine yürümüş, hepsini kılıçtan geçirmiştir. Caca Bey, bir ara Mısır Memlük’u Sultan Baybars’a esir düşmüşse de sonradan serbest bırakılmıştır.Cacabey, 1270 yılında Hacı Bektaş Veli, 1273 yılında Mevlana ile görüşmüştür.Cacabey, 1272 yılında bir medrese kurarak ismini ebedileştirmiştir. Şehrin tam ortasında olan bu medresenin kubbesi açık ve altında su kuyusu vardır. Bu kuyuya akis eden yıldızları tetkik ederlerdi. Medresede astronomi çalışmaları yapılmakta idi. Şimdi minare olarak kullanılan kulesi rasat kulesi idi. Caca Bey’ e ait Arapça ve Moğolca 4 vakıfname bulunmaktadır. Bu vakıfnamelerde medresi, mescit , hanıkâa, zaviye, mektep, dar’ül el süleha, türbe ile Kayseri, İskilip ve Eskişehir’de pek çok eserler yaptırdığı yazılmaktadır.

   SÜLEYMAN TÜRKMANİ : XIII. yüzyılda Anadolu’ya gelen Türklerdendir. 1214 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Dedesi Türkmen Beyi olduğu için Türkmani denilmiştir. Mevlana’dan ders almış, Mevlana’nın ölümünden sonra oğlu Sultan Veled’in müridi olmuştur. 1239 yılında mevleviliği yaymak üzere Kırşehir’e gelmiştir. Süleyman Türkmani, Aşık Paşa’nın hocası idi. Tezkereci Evliya adlı bir eser yazmıştır. Süleyman Türkmani 1298 yılında Kırşehir’de vefat etmiştir.

   AHMEDİ GÜLŞEHRİ : 1250 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. O devirde Kırşehir’e “Gülşehri” denildiği için, Gülşehri olarak anılmıştır. Gençliğinde edebiyat ve tasavvuf öğrenmiştir. Ahi Evranı Veli ile 50 yıl beraber yaşamıştır. Ahi olduğu anlaşılmaktadır. Farsça ve Arapça öğrenmiş, ancak O, Öz Türkçe yazmıştır. Ahi Evran’ın ölümünden sonra Ahilik Postuna oturmuştur. 1335 yılında ölen Ahmedi Gülşehri çok ince ruhlu bir şair idi.Her ülü kendime yar eylerem, Her gece vasfını tekrar eylerem, Her seher kim gül çemende açıla, Kamudan ilkin bana karşı güle.Ahmedi Gülşehri, Feridun Attar’ın Mantık’ut Tayr eserini Türkçeye çevirmiştir.

   AHİ EVRAN-I VELİ : XIII. yüzyılda Horasan’dan Anadolu’ya göç etmiştir. Denizli, Konya ve Kayseri’den sonra 1277 yılında Kırşehir’e yerleşmiştir. Gençliğinde debbağlık sanatını öğrenmiş, kısmen ticaretle uğraşmıştır. Önce debbağ esnafının piri, sonrada tüm Türk İslam esnafının piri olmuştur.Ahi Evran, kurduğu inanç düzeni ile esnafı uyarmış, ahlaki ve sosyal kuralları ile dayanışmayı sağlamış, ekonomik yaşamı canlandırmıştır. Ahlak ile sanatı bir ahenk içerisinde birleştirerek, Ahi Teşkilatını kurmuş ve tüm Anadolu’ya yaymıştır. , Ahi Evran-ı Veli yaklaşık 1215 ile 1220 yılları arasında Horasan’da doğmuş, 92 yaşında Kırşehir’de vefat etmiştir. Türbesi Kırşehir’dedir.

KIRŞEHİR'İN YERİ

Kırşehir, İç Anadolu Bölgesi nin 13 ilinden biridir.1941 yılında Ankarâ da toplanan l. Coğrafya Kongresi'nde bu bölgeye ve bölgenin Orta Kızılırmak Bölümü'ne alındı. Kırşehir doğu ve güneydoğuda Nevşehir, güneyde Aksaray, batı ve kuzeybatıda Kınkkale, kuzeydoğu ve doğuda Yozgat, batıda Ankara ile çevrilidir.

Kabaca bir paralelkenarı andıran il topraklarını güney ve güneybatıda Kızılırmak, batı ve kuzeybatıda Kılıçözü Deresi, kuzey ve kuzeydoğuda Deliceırmak sınırlar. İl topraklarının genişliği ülke topraklarının binde 8`i, İç Anadolu topraklarının yüzde 2,9'u kadardır.

Kırşehir, yönetim bakımından doğu ve güneydoğuda Nevşehir'in Kozaklı, Hacıbektaş ve Gülşehir; güneyden Aksaray'ın Ortaköy; güney ve güneybatıda Ankara'nın Şereflikoçhisar ve Bâlâ; kuzeybatıda Kırıkkale'nin Keskin ve Delice; kuzey ve kuzeydoğuda Yozgat'ın Şefaatli ve Yerköy ilçeleri ile çevrilmiştir.

Kent, Kayseri ve Nevşehir ile birlikte Kapadokya diye anılan üçgenin kuzeyindedir. Çoğu ya kaybolmuş, ya da bilinmeyen eserlerin bulunduğu Kapadokya'nın merkezi ise Kayseri'dir. Kapadokya Bölgesi, Kayseri merkez olmak üzere Tuz Gölü'nün doğusundan, güneyde Doğu Toroslar; kuzeyde Kırşehir ve Sivas'ın önemli bir kısmını içine alarak Malatya'ya kadar uzanır. Pers dilinde "Katpatukya" olarak adlandırılan Kapadokya'nın sözlük anlamı "Güzel Atlar Ülkesi"dir. Burası binlerce yıl, birçok devlete kucak açmıştır. Kimlerin ne kadar zaman önce buralara geldiği belli değildir.

Kırşehir, Anadolu bozkırının ortasında kültür ve sanat merkezi özelliğine sahiptir. Bugün bile hayranlık uyandıran Ahilik felsefesinin doğup yayıldığı Kırşehir, göz kamaştırıcı bir kültür varlığına sahiptir.13. yüzyılda Türkçe'yi büyük bir inançla savunup Türkçe şürler yazarak Türk Edebiyatı'nın ölmez isimleri aırasına katılan Aşık Paşa'yı; gökbilim, İslâm hukuku, felsefe-tasavvuf bilgini Caca Bey'i ve daha nicelerini yetiştirmiş bir il'dir.

DAĞLARI-OVALARI-VADİLERİ

Kervansaray Dağları

Seyfe Gölü çöküntü alanı ile Kırşehir kenti arasında bulunan bu dağlar, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanarak Mucur İlçesi'ne sokulur. Mucur yakınlarında, aynı yönde uzanan platolar üzerinde belirginliği aıalan dağlar, ilçenin kuzey doğusunda yeniden yükselir. Nevşehir kuzeyindeki Kızıldağ ile birleşir. Kervansaray Dağları'nın en yüksek noktası şehrin kuzeydoğusunda kalan bölümüdür ve 1679 metredir. Aynı sıranın öbür önemli dorukları ise Amıutlu, Köpekli, Kırlangıç ve Kızıldağ'dır. Bu dağlar, bitki örtüsünden yoksundur. Akarsuların açtığı derin vadilerle parçalanmıştır. Şiddetli aşınma sonucu yer yer düzleştiği için de platolara dönüşmüştür.

Çiçek Dağı

Adını aldığı ilçenin batısındaki platonun ortasında yükselir. Çiçek Dağı'nın yüksekliği 1691 metredir. Bu dağ, Deliceırmak'a doğru akan derelerin açtığı vadilerle parçalanmıştır. Orman örtüsü bakımından seyrektir. Bu kütlenin yakinında olan Yağmurlu Dede Tepesi de,1585 metre yüksekliğindedir. Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.

Aliöllez Dağı

Kaman llçesi'ndedir. Güney-güneydoğu yönünde uzanan Aliöllez Dağı'nın yüksekliği 1528 metredir. Bitki örtüsü bakımından zayıftır ve Hirfanlı Barajı yönünde derin olarak parçalanmıştır.

Baran Dağı

Kırşehir ile Kaman arasındadır.1808 metre yükseltisi olan bu dağ batıdan güneydoğuya doğru uzanır. Kırşehir'in en yüksek noktası bu dağın zirvesidir.

Kırşehir'in Diğer Dağları ve Yükseltileri

Merkez İlçe: Kargasekmez (1712 metre ), Cemele Dağları (1555 metre), Naldöken Dağlan (1504 metre),  Hüyüklü Tepe ( 1256 metre), Emirburnu (I250 metre), Obruk Tepesi ( 1242 metre).

Kaman İlçesi: Topakkaya Dağı ( 1300 metre ), Buzluk Dağı (1609 metre ).
Mucur İlçesi : Armutlu Dağı (1557metre ), Büyük Uyuklu Dağı (1356 metre), Kırlangıç Dağı (1472 metre), Kızıldağ (1341 metre), Köpekli Dağı (1554 metre).

Malya Ovası

Halk arasında "Çöl" ya da "Seyfe Ovası" olarak adlandırılan Malya Ovası, Kırşehir'in kuzeyinde yer almaktadır. Çiçekdağı İlçesi'nin Salep Boğazı ve Taburoğlu köyleri doğrultusunda başlayan ova, Mucur topraklarını içine alarak Kayseri il sınırına doğru uzanır. 1100 metre yüksekliktedir. Yani yüksek ovadır. Merkez İlçe'nin 20 kilometre kuzeydoğusundadır. 400 kilometrekare alana sahip olan ovanın üzerinde Malya Tarım İşletmeleri (Malya Devlet Üretme Çiftliği) bulunmaktadır. Kırşehir'deki platolann yumuşak yapısı sonucu büyük aşınmalarla ortaya çıkmıştır. Karasal iklimin etkili, olması nedeniyle Malya Ovası orman bakımından yeterli değildir. Bunun için burada küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır.

Çoğun Ovası (Çuğun)

Çoğun Baraji nın yapılmasından sonra, akarsuların taşıdığı maddelerin birikmesinden oluşan topraklar, Çoğun Ovası adıyla anılmaya başlanmıştır.17 -18 kilometre uzanan toprakların kapladığı alan 2500 hektara yaklaşmaktadır. Çevredeki toprakların sulanması nedeniyle sanayi bitkileri ve meyve üretimi artmış, kentin tarımdan elde ettiği yıllık gelir yükselmiştir.

Güzler Ovası

Kırşehir'in güneyinde bulunan bir ovadır. Üzerinde sulama göleti (regülatör) yaptırıldıktan sonra Güzler Ovası ismiyle anılmaktadır.  15 kilometre uzunluğunda bulunan bu ovanın kapladığı yer ise 2400 hektar kadardır. Sulanabilen yerlerde endüstri bitkileri yetiştirilmektedir. Son yıllarda şekerpancarı üretiminin artması üzerine Şeker Fabrikası'nın bu ovaya kurulması kararlaştırıldı ve temeli atıldı.

Ayrıca, Hamamözü, Değirmenözü, Acıöz, Manıöz ovaları ile Kenar, Tatarilyas, Kuytuluk, Körkuyu, Çardaklıbel, Yalnız.mezar, Göbek, Laleli, Güllüdağ, Ekizağıl ve Aksakal yaylaları da vardır. 1976'da yapılan araştırmalaırda köylerin yüzde 30'u yaylalarda kurulmuştur.

Kızılırmak Vadisi

Türkiye'nin en uzun ve önemli vadisidir. Sivas'ın Kızıldağ yakınlarından doğan Kızılırmak, İç Anadolu Bölgösi'nde bir yay çizdikten sonra kuzeye doğru uzanarak Karadeniz'e dökülür. Kırşehir bu vadinin içinde yer alır. Bu vadi Aydoğmuş ve Yörücek'in doğusundan il alanına girer ve Ecikağıl yakınlarından sınırı terk ederek Ankara sınırına ulaşır. Hirfanlı ve Kesikköprü Barajları bu vadi üzerinde yer alır.

Kırşehir Kılıçözü Vadisi

Baran Dağları'nın yamaçlarından baştayan vadi Aydınlar'a (Sofular'a) dek uzanır, daha sonra yay çizerek Çoğun'a gelir. Kırşehir'in merkezinden geçtikten sonra Güzler'in üzerinden Kızılırmak Vadis'ı'ne açılır. Çoğun'a dek dik ve dar olan Kırşehir Kılıçözü Vadisi'nin iki tarafında önemli tarım alanları bulunmaktadır. Çoğun ve Güzler göletleri sayesinde bu vadinin hemen hemen topraklarının bütünü sulanmaktadır.

Deliceırmak Vadisi

Yozgat sınırları içinde kalan vadinin, Kırşehir sınırına yaklaşlığında Yerköy yöresinde tabanı genişlemeye başlar. Deliceırmak Vadisi, Ankara - Yozgat sınırını oluşturarak, Çorum il alanından Kızılırmak Vadisi'ne açılır. Kırşehir sınırı içerisinde kalan kısımlannda sulamalı tarım yapılabilir.

Kaman Kılıçözü Vadisi

Kaman İlçes'ı'nin kuzeyine doğru sokulur. İl alanının güney ve güneydoğusunda dar ve oldukça dik bir koridor şeklinde açılmışar. Geniş olmayan bu vadi, Ocakbaşı Bucağı'ndan Ankara il alanına girer. Kuzeyden doğuya doğıu genişçe bir yay çizerek Ankara - Yozgat sınırından Delice Vadisi'ne açılır

 

    AKARSULARI - GÖLLERİ

Kırşehir, Kızılırmak ve onun önemli bir kolu olan Deliceırmak Havzası üzerindedir. Bu bakımdan irili ufaklı bir çok akarsu il toprakları içerisindedir. Bu akarsulann önemlileri şunlardır

Kızılırmak:

Kızılırmak ülkemizde doğan ve ülkemizde denize dökülen bir akarsudur. Sivas'ın İmranlı İlçesi'nin doğusundaki Kızıldağ'dan doğar, Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Ankara illerinden geçtikten sonra Iç Anadolu Bölgesi'ni terk eder. Adını, içinde tuz ve jips bulunan, çoğunlukla kızıl renkli, kumlu-killi topraktan almaktadır.1355 km. ile Türkiye'nin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak, Kırşehir'in 17 kilometre güneyinden geçer. Irmağın geçtiği yerlere Kızılırmak Havzası denir. Ülkemizin Fırat Havzası'ndan sonra en büyük havzasıdır. Kırşehir bu havzanın üzerinde olmasına rağmen, ildeki dere ve çaylann fazla olması nedeniyle ovalık alan ve sulanabilen alan bakımından fakirdir. Bitki örtüsü de azdır. Yazın yeterli yağış almayan Kızılırmak, düzensiz bir akışa sahiptir. Kışın kar şeklinde olan yağışlar nedeniyle önemli bir yükselmeye rastlanamaz. Akarsu üzerinde Hirfanlı ve Kesikköprü Barajlan bulunur.

Kılıçözü Deresi:

Baran Daği nın kuzey yamaçlarından doğar. Kırşehir ve Güzler'i geçerek Taka denilen yerde Kızılırmak'a karışır. Kuzey-güney doğrultusunda akan 80 kilometre uzunluğundaki Kılıçözü Deresi'nin sulanndan tarımda yararlanılmaktadır. Dere üzerinde, sulama ve taşkını önleme amacıyla Çoğun Barajı ile İğdeliöz, Kılıçözü ve Güzler sulama regülatörleri yapılmıştır. Düzensiz bir akışa sahip olduğundan yazın suları azalır. Kışın ve bahar aylannda ise yağışlar ve ani eriyen kar suları yüzünden zaman zaman taşar.

Deliceırmak:

Yozgat-Kırşehir sınırını oluşturan bu akarsu, Kızılırmak'ın önemli bir koludur. Yozgat'taki plato ve dağlann güney yamaçlarında doğar. Çorum il alanından kuzeye dönen Deliceırmak, burada Kızılırmak'a kanşır ve Karadenize dökülür.

Kaman Kılıçözü Deresi:

150 kilometre uzunluğundaki bu akarsu, Karaova'nın batısında, ilin kuzey bölümünde yer alan dağ ve platoların sularını toplayan Malaközü Deresi'ni alır. Dere Ankara-Yozgat sınırından Deliceırmak'a karışır.

GÖLLERİ:

Seyfe Gölü:

Kırşehir'in 35 kilometre doğusunda bulunan sığ Seyfe Gölü, 15 kilometrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Denizden 1080 metre yükseklikte olan gölün bulunduğu Seyfe Ovası'nın tamamı 152.200 hektardır. Bunun 1550 hektarı göl, 9700 hektarı geçici bataklık, geriye kalanı ise tarım alanıdır. Gölün derinliği, içeriye doğru 200 metre ilerledikçe 4 - 5 metreyi bulmaktadır. En derin yeri 10 -12 metre arasındadır. Yazın suyu iyice azalan Seyfe Gölü'nün kış aylannda bol yağış nedeniyle kabardığı ve etrafının bataklığa dönüştüğü görülür. Kapalı Havza olduğu için suyu, durdukça tuzlanır. Bu nedenle toprak çoraklaşır. Tuzlu suya sahip olması nedeniyle Tekel İşletmesi tarafından tuz işletmeleri açılmıştır. Seyfe Gölü, dünyada nesilleri azalan Flamingo kuşlarının konakladığı bir yerdir. 600 binden fazla çeşitli türden kuşların bulunduğu bu alan Milli Park alanı haline getiriliyor. Av mevsiminde avcılar tarafından vurulan bu kuşların nesillerinin azalmaması için önlemler alınıyor. 50 kuş türünün kuluçkaya yattığı,182 kuş türünün barındığı "Kuş Cenneti" ne yaklaşık 25 kuş türü de göç sırasında uğramaktadır. Mucur'a 20 kilometre olan tektonik göl niteliğindeki Seyfe Gölü nün batısında Seyfe ve Gümüşkümbet, doğusunda Kızıldağ ve Karaarkaç, kuzeyinde Malya DÜÇ, güneyinde Yazıkınık ve Budak Köyleri bulunmaktadır.

Hirfanlı Baraj Gölü:

Elektrik üretmek, taşkınları önlemek ve sulamada kullanılmak amacıyla 1959 yılında tamamlanan ve 8 Ocak 1960 tarihinde işletmeye açılan Hirfanlı Barajı`nın açılışına zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes, bakanlar ve diplomatik erkan katıldı. O tarihlerde Türkiye'nin büyük barajı olan 81 metre yüksekliğindeki bu barajın en geniş yeri 15 kilometredir. 75 kilometre uzunluğundaki baraj gölünün alanı 320 kilometrekaredir. Şu anda Türkiye'nin Keban'dan sonra ikinci büyük barajıdır. 6 milyar metreküp kaya dolgu ile yapılan barajdan yılda 400 milyon kilovatsaat enerji üretiliyor. 4 tribünden meydana gelen santralın oluşturduğu yapay göl, yörenin iklimini olumlu yönde değiştirmektedir. Gölette kerevit ve balık üretilmektedir. Üretilen balıklar arasında sazan, kefal, kaya ve gümüşbalığı ile kepenek türündeki balıklar bulunmaktadır. Kaman'a 19 kilometre uzaklıktaki tesisler doğrudan doğruya ilçeye bağlıdır. Bu tesisler yörede yaşayan halkın deniz ve plaj gereksinimini karşılayabilecek durumdadır. Gölün suyu tatlıdır.

Kesikköprü Barajı:

Kesikköprü yakınlarındadır. Kızılırmak üzerinde kurulan baraj,1966 yılında işletmeye açılmıştır. Gölün uzunluğu 15 kilometre, en geniş yeri 2,5 kilometre ve alanı da 38 kilometrekaredir. Ankara sınırları içerisinde kalan gölde tatlı su balıkları yetiştirilmektedir. Bol miktarda su midyesi üretiliyor. Hirfanlı Barajı'na 25 kilometre uzaklıktadır. Kaman İlçesi'ne bağlı Büğdüz Köyü topraklarının bir kısmı baraj sulan altında kalmıştır.

Çoğun Baraj Gölü:

Kırşehir'e 15 kilometre uzaklıkta bulunan Çoğun Baraj Gölü, kentin kuzeyindedir. Kaman yöresinden gelen Araz Çayı'nın sulannı toplamaktadır.1970'li yılların ortasında açılan göl, taşkın ve sulama amaçlıdır. Temelden yüksekliği 43 metredir. 22 milyon metreküp su toplanan gölün alanı 238 kilometrekaredir. Dolgu tipi olan göl sayesinde 2.068 hektar alan sulanabilmektedir. Gölde, tatlı su balıklan da yaşamaktadır. Aynca, Nevşehir sınırları yakınındâ da küçük bir obruk gölü vardır.

Copyright ©  / Bu site Hasan öztürk tarafından hazırlanmaktadır.